Son Yazılar

Eğitim teknolojilerinin pedagojisi

Teknoloji firmalarının koridorlarında yankılanan teknolojinin kullanıcıyı kurumsal ve sosyal zincirlerin hepsinden
kurtarıp onu kendi öğreniminin sahibi yapacağı pozitif söylemi eleştiriye tabi tutulmak
zorundadır.

Bu çalışma, dijital teknolojilerin eğitim üzerindeki dönüştürücü etkisini analiz etmek ve bu teknolojilerin artan kullanımı ile değişen pedagojiyi anlamaya çalışarak yeni eğitim pratiklerine dair teorik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Öğretmenlerin teknolojiyi kullanırken ve eğitim faaliyetlerine entegre ederken işe koyulan akıl yürütme ve karar verme sürecini inceleyerek teknolojinin teklif ettiği sözde devrimsel dönüşümün izlerini gerçek anlamda takip etme imkânı ortaya çıkmıştır. Teknoloji; davranış, grup ile öğrenme ve etkin eğitim kavramsal çerçevesinde incelenerek eğitim teknolojilerinin öncülük ettiği yeni pedagojik anlayış bir teorik çerçeveye oturtulmuştur.

Bu çalışmada Fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak araştırmaya mevzu olgunun yoruma tabi tutularak analiz edilmesi ve katılımcıların ona dair olan tecrübeleri ve anlamlandırmaları analiz edilmektedir. Nitel mülakat yöntemi ile Londra ve çevresinde bulunan 7 öğretmen ve 5 rehberlik uzmanı çalışmaya katılım göstermiştir. Verilerin analizi neticesinde öğretmenlerin teknoloji ve pedagoji anlayışının görselleştirme üzerine olduğu ortaya çıkmıştır. Görsel materyal temin eden YouTube gibi açık platformların yanında gözden geçirilmiş eğitimsel içerik sağlayan BBC benzeri sitelerin de çok hayati olduğu tespit edilmiştir. Görselleştirmeye yapılan aşırı vurgu ve teknolojinin imkân tanıdığı eylemlerin durumu, teknolojinin pedagojisinin görselleştirme olduğu sonucunu ortaya çıkmıştır.

İnternetin ve bilgisayarın eğitim faaliyetlerinin kalbine olan yolculuğu tamamlanmak üzere iken, okullarda hala gereken söz konusu devrimin gerçekleşmediği eleştirisi teknoloji savunucuları tarafından sıklıkla vurgulanmaktadır (Selwyn, 2016). Teknoloji firmalarının koridorlarında yankılanan teknolojinin kullanıcıyı kurumsal ve sosyal zincirlerin hepsinden kurtarıp onu kendi öğreniminin sahibi yapacağı pozitif söylemi eleştiriye tabi tutulmak zorundadır. Eleştirel bir yaklaşımın altyapısını döşemek için bu koridorların üç ana teorisi affordances (imkân sağlama) teori, yapısalcılık ve davranışçılık eleştirilerek dönüşen eğitim anlayışı incelenecektir.

Yapısalcılık ve davranışçılık iki zıt anlayışı benimsemiş eğitimsel kuramlardır. Davranışçılık; öğrenmeyi uyaran ve pekiştirme (ödül, ceza) süreçlerinin bir sonucu olarak görerek insanı bir edim makinesine indirgemiştir. Buna karşın yapısalcılık öğrenmeyi sosyal etkileşim ve önceki bilgilerin kullanımı ile inşa edilen bir süreç olarak görür. Teknoloji dünyası davranışçılığa öğrenimin programlanabilen ve düzenlenebilen olması için gerekli altyapıyı hazırlayan bir kuram olarak tüm dizayn süreçlerinde başat bir rol yüklemiştir. Eğitimsel oyunlar ve uygulamalar davranışçılığın öğrenme adımlarının belirlenmesi, her öğrenme sonunda bir ödül sistemi inşa etmesi, pekiştirenlerin verilmesi ve tekrar testleri mantığını benimseyerek öğrenmenin sistematize edilmesine yardımcı olmuştur (Zuboff, 2017).

Teknolojinin zincir kırıcı, özgürleştiren söylemi ise daha çok yapısalcı öğrenmenin konuşulmasına yol açmış, asıl benimsenen kuramın yapısalcılık olduğu izlenimi verilmiştir. İnternetin her türlü bilgiye erişime izni vermesi ve iş birliğine ve etkileşime izin verdiği söylemi kullanılarak sosyal yapısalcılık kuramına vurgu yapılmıştır. Bunun yanında eğitimin bireyselleştirildiği ve açık platformların sayesinde bireylerin kendi hızında ve ihtiyaçlarına yönelik olanı öğrenmeyi seçmesine olanak verdiği söylemi de bilişsel yapısalcılığın benimsendiği anlayışına yol vermiştir. Fakat bu iki söylem ideolojik boyutu inşa etmede kullanılmıştır ve davranışçılığın eğitimsel faaliyetlerin dizayn sürecinde temel bir rol oynadığı görülmüştür.

Affordances teori teknolojinin belirli eylemleri mümkün kılması üzerine inşa edilmiştir, tıpkı dilin anlam transferini mümkün kılması gibi teknoloji de hızı, esnekliği, bağlantıyı ve görselleştirmeyi mümkün kılmaktadır (Oliver, 2012) . Bu özellikler, belli bazı davranışların ortaya çıkmasına imkân tanır. Mesela bağlantı hızı uzak mesafelerdeki insanlara ulaşmayı kolaylaştırdığı gibi, bu iletişim teknolojileri zamanda kırılma yaratarak aynı zamanda herkesin kendi hızında öğrenme esnekliğini de getirmiştir. Teori teknik özelliğe odaklanırken yapılan eleştirilerden biri farklı toplumsal grupların aynı özelliklere sahip teknolojileri kendi ihtiyaç ve imkanları çerçevesinde farklı kullandıklarıdır. Benzer teknik özelliklerin her grubun elinde aynı sonuçları vermediği ve bu yüzden, asıl etkin olan durumun sosyal yapı ve toplumsal gerçeklikler olduğudur.

Bir diğer eleştiri konusu da McLuhan’ın ‘the medium is the message’ yani ‘araç mesajdır’ sözünden hareketle yapılan eleştirilerdir. Aracın nötr olmadığı ve her aracın kendisine içkin bir mesajının olduğu eleştirisi McLuhan’dan ilhamla Han ve Postman tarafından dile getirilmiştir. Han’a göre dijital teknolojilerinin içkin özelliği her şeyi görselleştirme, saklanmış olanı gösterme, içi dışa çıkarmadır (Han, 2017) . Bunu aydınlanma hareketi ile şaha kalkan doğa bilimlerinin hücrelere kadar bilme ve her şeye yakın plan (close-up) bakma arzusudur. Bu arzunun zirvesi kameradır. Kamera ile bilimsel insan eşyanın özüne nüfuz etmiştir. Fakat şu an gerçekleşen bunun bir sonraki adımı olan büyük veridir (datafication), ve artık veri ile çok daha özel anlar ve tüm şahsi bilgiler toplanmaktadır. Han’ın kameranın arzusu yakın plandır cümlesinden hareketle big data’nın arzusu ultra yakın plandır denilebilir.

Teknoloji firmaları ve savunucuları için mahremiyetin yitimi eskiden kalma bir tabu iken, teknoloji eleştirmenleri için bu teknolojiye içkin kusurlardır. Fakat burada göze çarpan husus, teknolojik sıçramanın devam edebilmesi için bu veri akışının elzem olduğudur. Bu arzulanan ilerlemenin devam edebilmesi için her şey veriye dönüştürülmelidir çünkü yapay zekâ ve robot teknolojileri veri olmadan çalışamazlar ve teknolojik gelişme bu teknolojilerin geliştirilmesine gelip dayanmış bulunmaktadır. İlerlemeci akıl anlayışı kendisi için büyük riskler barındırmasına rağmen, bu alışverişi kabul etmek zorunda olduğunun farkındadır.

Mevcut çalışma okullarda bu problematiğin izini sürmüştür çünkü öğretmenler özellikle oyun dizayn edilirken seviye atlayarak oyuncuyu oyunda tutma ve her aşamada ilerlemeyi gösteren rozetlerin verilmesi mantığını benimsedikleri görülüyor. Oyunların hem bu özelliğinin hem de görsel zenginliğinin öğrencileri eğitim faaliyetlerine çektiğini söylemişlerdir. Animasyon özelliği ve müziğin varlığı oyunların normal eğitim faaliyetlerinden daha eğlenceli olduğu ve eğitimsel değerlerinin daha fazla olduğu düşüncesi hâkimdir. Slayt olarak sunma en çok başvurulan yöntem olduğu ve öğrencilerin bu slaytları daha çekici buldukları dile getirilmiştir. Öğretmenler öğrencilere grup çalışması verdiklerinde genelde belli bir konu hakkında slayt ve poster hazırlama tarzı aktiviteler verdikleri görülmektedir. Bir konuya yönelik film çekme ya da video hazırlama daha az görülmüştür.

Derslerde kaynak olarak en sık kullanan materyalin video olduğu ve öğrencilerin videoları çok sevdikleri belirtilmiştir. Öğretmenler dersin planlama aşamasında YouTube videolarından yararlandıklarını ve dersi eğitmek için kaynak olarak YouTube videoları ya da BBC ve benzeri sitelerin özellikle eğitimsel amaçla ürettiği videoların çok kullanışlı olduğunu belirtmişlerdir. Video ve görselleştirme temelli bir pedagojinin benimsendiği gözlemlenmiştir. Bu görselleştirme temayülü şu çıkarıma yol açmıştır: teknolojinin pedagojisi görseldir. Bu hem kullanıcıların (öğretmen ve öğrenci), hem de teknoloji firmalarının istekleri ile de uyumlu olduğu, artan video ve dijital oyun kullanımından çıkarılabilir. Artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojisinin yükselişi ile beraber görselleştirmenin artacağı görülebilir ve teknolojinin bu yönde olan bir yönelimi olduğu da her yeni cihazda görülebilir. Gizli olan her şeyi verileştirerek açık hale getirme, teknolojinin görselleştirme yönelimi ile paralellik gösterdiği söylenebilir.

Go to TOP