Son Yazılar

https://www.sosyokritik.com/author/abdullah-ciftci/

Eğitim teknolojilerinin teorik problematiği

Teori araştırmacı için sosyal fenomenin açıklanması için bir gözlük ve durulacak yeri tayin etme görevi görürken, herhangi bir teorik pozisyon eksikliği ise sosyal bileşenlerin birbiri ile ilişkilerinin doğru bir şekilde tespit edilmesini zorlaştırıyor.

Eğitim teknolojileri çalışmalarında teorik zayıflık çalışmayı yapanın pozisyonunun ne olduğuna dair belirsizlik olarak çalışmaya yansıyor. Teori araştırmacı için sosyal fenomenin açıklanması için bir gözlük ve durulacak yeri tayin etme görevi görürken, herhangi bir teorik pozisyon eksikliği ise sosyal bileşenlerin birbiri ile ilişkilerinin doğru bir şekilde tespit edilmesini zorlaştırıyor. Bununla beraber teknolojinin yükselişi ve yayılışı ile beraber teknolojiyi sistemin kendisi olarak görme eğilimi arttı ve bu teknolojiyi bir bağlamın bileşeni olarak gören teorik çerçeve çiziminde zayıflığa yol açtı. Teknoloji ile ortaya çıkan pratikleri teknolojinin pratik için yarattığı imkanlar ile alakalı görenlerle beraber, teknolojinin sosyal bir inşaya uğradığı ve doğal olarak sosyal bir fail olduğunu savunan yaklaşımda yaygın bir şekilde benimsendi. Vakaya vukufiyet kazanmak için teknolojinin eğitimsel ve sosyal yönüne yönelik problemli yaklaşımları irdelemeye çalışmak ileride yapılacak çalışmalarda daha tutarlı pozisyon belirlemeye yardımcı olacaktır.

İlk olarak irdelenecek bakış, eğer teknolojinin önüne konulan toplumsal bariyerler bertaraf edilirse, gözlerini teknolojik dünyaya açmış yeni nesil teknolojinin sağladığı tüm nimetlerden sonuna kadar faydalanacak bakış açısıdır. Bu çıkarım ve benzeri söylemler teknolojinin yeni neslin hayatındaki dominasyonu ile ilgilidir. Gözlerini hayata yeni açmış bir bebeğin her anı nerdeyse kayıt altına alınırken, diğer taraftan hayatına dair veriler, uygulamalar ile kayıt altına alınmaktadır. Bebek bezinin değiştirilme sıklığından, yatış düzeni ve emzirilme sıklığına kadar her türlü verisi kayıt altına alınan yeni nesil, tablete ya da akıllı telefona elini uzatma yaşı giderek düşmekte. Artık doğan her çocuk ilkin annelerinin göğsüne sonra da dijital bir alete uzanmaktadır. Teknolojiye erişimin önündeki engellerin kaldırılması ile yeni nesil kendini gerçekleştirme imkan ve araçlarına sahip olacaktır düşüncesi yaygındır. Engellemek yerine kucaklama teklifleri Byung-Chul Han’ın pozitivizm toplumu dediği toplumsal yapıya işarettir yani mevcut toplumsal düzen yasaklamak yerine bırakınız yapsınlar ve yapabilirsin (can: e bilmek) yaklaşımı ile davranışları güdülüyor.

Bu bakış açısının pozitivizm ile yakın bir ilişkisi vardır. Teknik temelli bir düşünce dünyası üreten pozitivist bakış açısı doğanın koyduğu sınırların aşılması halinde insanlar kendini gerçekleştirecek ve dinlerin sömürü düzenin bir parçası olan cennet vaadinin aslı bu dünyada gerçekleşecek iddiasıdır. Pozitivity yani olumlama, engelleri kaldırıp, artık yapabilirsiniz toplumuna doğru yol açacak yapıyı kurmuştur. Byung-Chul Han’ın dediği ‘can (yapabilme)’ toplum yapısı ve bazı siyasi kampanyalarda karşımıza çıkan ‘yes we can’ olumlamasıdır. Teknolojik determinizmin aksine alet insanin elinde şekil alırken kullanıcının elinin bir uzantısı olarak kullanıcıya şekil verdiği gözlemlenmektedir.

Bilgisayarın veya en son teknoloji ürünün sınıfa getirilmesi halinde, öğrenciler o aletler üzerinden dünya ile iletişim kurup eğitsel bir boyuta taşıyacaklar iddiası da yaygındır. Bu düşünceye kaynaklık eden pratiklerden birisi çocukların çok küçük yaşta olmalarına rağmen ‘büyüklerin’ cihazlarını alıp onlardan daha iyi kullanmaları ve sonrasında uzmanlaşıp öğreten konumuna gelmeleri gösterilmektedir. Eğer öğrencinin eline teknolojik olarak yeterli bir alet verilirse eğitimsel potansiyellerinin üstüne çıkacak düşüncesi öğretmeni ve mevcut okul sistemini bu potansiyelin gerçekleştirilmesi önünde engel olarak görmektedir. Öğrenciyi kendi kendisinin üstadı yapan bu düşünce ile beraber eski olan her şeyin bariyer olarak görülmesi yanında, eski olanın atılması ve yeni olanın eskiyi kovması geçerlilik kazanmaktadır. Fakat teknolojik aletlerin hızlı değişimi ve ‘gelişimi’ ile beraber yeni, daha hızlı bir şekilde eskitilmekte ve artık okulların bu değişim sürecine ayak uyduramaması ile beraber okul yeninin alanına (online) taşınmaktadır. Teknoloji savunucularına göre eski ve yeni olanın ne olduğuna karar verecek olan birey yeni olana erişim sağladığı anda eskisini atması gerektiğini fark edecek ve dijital becerinin gelişimi ile bu eleme sistemi daha hızlı işler hale gelecektir. Sayılamayacak derecede kurs ve program seçenekleri ile dolu online dünyada artık öğrenci kendi istediğini belirleyebilen bir seviyede olduğu için eğitimde teknolojinin hızına ayak uydurmuş olacaktır.

Burada hızın eskitme ve geride bırakma ile yakın bir ilişki içinde olduğuna değinmek gerekir. Hızın miktarı geçilen ve eskitilen şeylerin de miktarını ve eskitme süresini belirtir. Toplumsal olarak teknik bu kadar hızlı eskitilirken, eğitimsel olarak bu kadar yavaş kalınması hala geleneksel manada okulu tamamen yıkamayan toplumların okulu dışarıya bağlama ve dışardakini okula getirme ve okulun dışarıya olan erişimini artırma çabasına girerek bu ihtiyaca cevap vermektedirler. Tekniğin mekanikleştirdiği sosyal düzenin teknik gelişime daha uyumlu bir şekilde ayak uydurması ile beraber öğrenciye tekniğe erişim verilmesi durumunda engel tanımaksızın ihtiyacı olana erişebileceği imkânı doğdugu iddia ediliyor. Tekniğin yeni kurallar dayattığı sosyal ve ekonomik alanda var olabilmek için onun gerektiği becerilerin elde edilmesi gerekliliği düzenin kendisi açısından en gerekli adımdır. Bu yüzden geleceğin becerileri artık yapay zekâ ve robotlar ile uyumlu çalışabilme becerisidir. Yani görülebilir bir gelecekte şu an tamamı insanlar tarafından yapılan işlerin ya tamamı ya da bir kısmı yapay zekâ ve robotlara devredilecek ve doğal olarak geleceğin dünyasının ekonomik ve sosyal düzeninde tutunamamış olmamak için onlar ile uyumlu çalışabilme becerisi hayati önem kazanmaktadır. Şu an okul ve eğitim sisteminin bu becerileri öğretmede başarısız olduğu ve buna nasıl uyum sağlayacağını bilmediği inkâr edilemez bir vakıadır. Bu yüzden bu neoliberal/tekno-kapitalist mantık çerçevesinde okulun dönüştürülmesi ihtiyacı her zamankinden daha elzem olmuştur.

İşte böyle bir sosyal ve ekonomik düzende teknolojik sağlarlık (affordance) teorisi problemli bir yaklaşım sergilemektedir. Eğitimde aletin yapılmasını sağladığı özelliklerin kullanımı ile beraber elde edilecek belli bazı sonuçlar vardır yaklaşımı olarak ön plana çıkıyor. Eğer bu belirli sonuçlar elde edilemiyorsa bu entegrasyon ve senkronizasyon eksikliğinden kaynaklanmaktadır ve bunun da sebebi öğretmen, okul ve pedagojiden kaynaklanmaktadır. Bu anlayışta teknoloji, sistemin bir bileşeni değil sistemin kendisi olmaktadır. Sistemin diğer bileşenlerinin içinde uyumlu çalışmak zorunda olduğu, kendi tekniğine göre düzenleme yapan bir sistem olarak algılanıyor teknoloji. Fakat teknoloji kullanıcının ne yapacağını sağladığı ve etki ettiği kadar kullanıcı da onu sosyal şartlarına uydurmak ve taşımak için sosyal olarak inşa etmektedir. Doğal olarak aynı anda teknoloji kullanıcıya etki ederken kullanıcı da teknolojiyi kullanım şartlarına müdahale edebildiği için etki etmektedir. Bu çift taraflı etkinin ibresinin teknolojiye doğru bir kayma gösterdiği inkâr edilemez ve bu da teknolojinin sosyal olarak inşa edildiğini iddia eden kuramın göz ardı ettiği bir vakıadır. Yapısalcılık teknolojiyi sosyal hayatın bir parçası ve aktörü görürken gözden kaçırılan şey teknolojiye doğru kayan ibrenin varlığıdır. Mesela artık vücudun tüm tepki ve hareketlerinin verilendirilmesi ile kişinin kendinden bile gizlediği bazı duygu ve düşüncelerine erişme iddiasında bulunan bir teknoloji ile karşı karşıyayız.

Kullanıcılar olarak networkun davranışlarımızın ve imkanlarının üzerinde oluşturduğu etki teknolojinin dijitalleşmesi ile artmaktadır. Biz teknolojiyi sosyal olarak yapılandırdığımız gibi, teknoloji de sosyalimizi teknik olarak yapılandırmaktadır. Online olarak gerçekleştirilen aktivitelerin artırımı ile beraber artık geleneksel olarak kökleri geçmişin sosyal yapısında da olan davranış örüntülerinin birçoğu dijitale has olmaktadır. Artık kaynak tarama faaliyeti eskiden bir kütüphanenin basılı indeksini veya raflarını taramak iken bugün tamamen dijital olarak gerçekleşen bir performansa dönmüş bulunmaktadır. Eğitimin bu yeni sosyal-dijital pratik ile beraber sosyal olarak ne kadarının yapılandırıldığı tespitini yapmak zorlaşmaktadır. Sosyal olarak yapılandırmak bir faile işaret etmekte iken bugün failin faaliyet alanının dönüşümünün etkisini analiz etmek gayet zorlaşmaktadır çünkü artık dijital dışı gerçekleştirilen faaliyetlerin sayısı her geçen gün azalmaktadır. Bu yüzden eğitimde artık sadece dijital bir aktivite halini almış bulunmaktadır ve bu daha çok dijitalleşme getirmek durumundadır çünkü dijital olan daha çok dijital olanı istemektedir. Bu herşeyin dijital ve mekanikleştirilmesi ile son bulacak.

Böylece öğrencilerin bilgiyi sosyal olarak yapılandırması kuramının teknoloji temelli çalışmalarda neden sıkça en uygun teori olarak görüldüğü üzerine biraz eğilebiliriz. Öğrencinin sunulan enformasyonu bilgiye çevirmesi faaliyetini gerçekleştirdiği ve doğal olarak eğitim faaliyetinin merkezine yerleştirtildiği bu öğrenci temelli yaklaşımda öğretmenin görevi öğrenme faaliyetinin tesis etmedir yani bilgi yapılandırılmasının oluşmasını sağlayacak faaliyetleri organize etmesidir. Bu anlayış ile beraber öğretmen artık bilginin kaynağı değil öğrencinin enformasyon elde edeceği faaliyetleri organize eden bir enstrümandır. Bu aynen teknolojinin sağlarlık/affordances teorisinde enstrüman görülmesi gibidir fakat teknoloji enstrümandan daha öte, bir ilişkiler ağıdır doğal olarak sosyaldir. Hatta canlıdır yani teknik ve sosyal düzen üzerine bir aktör gibi pazarlık yapar ve değişimi için diğer aktörlerle beraber bir toplumsal ağ kurar. Burada da öğrenci kendi kendisinin üstadı, kendi öğrenimine yol çizen bir kendinin-mürşididir. Öğrenenin yeni enformasyonu kendi kavram dünyası içine dahil ederek anlamlandırdığını iddia eden yapısalcılık, açıklayıcı ve tutarlı bir teori olmasına rağmen yeni teknolojik, sosyal ve ekonomik düzen ile beraber teknolojik alanda üretilen veriye erişim imkânı ile iç içe geçmiştir. Teknolojinin kendisi imkanı ve mümkünü belirler ve herkesin hizmetine sunulmuş bir imkan olarak değerlendirilmektedir. 

Bununla beraber büyük veri ile beraber artık hakikat kendi sosyalinin faili olan insan tarafından değil, yazılımlar tarafından inşa edilecektir. İnşa edilmiş hakikat bugünün eğitim anlayışının en yaygın teorisi iken, doğal olarak indirilmiş ve bilimsel hakikatler inşa edicinin duygularına da bağlı hale gelmiştir. Hakikatin inşa etme ile beraber birden fazla hakikat ortaya çıkmıştır. Sosyal olarak etraftakilerle ve sosyal düzenin içinden inşa edilen hakikat bu sosyal düzenin bir parçası ve içinden olduğu da kabul edilmelidir. Böylece eğer sosyal düzen teknoloji tarafından daha çok domine edilirse bu inşa süreci daha çok teknolojinin etkisinde olacaktır. 

Hakikat mekanize edilmiş sosyal düzeni analiz eden yazılımların eline verilecek böylece geleneksel eğitimin eleştirildiği gibi yeni eğitim anlayışıyla edinme sürecine dönecek. Beynin teknolojik erişime ve müdahaleye açılması ile ilerleyen bir süreçte eğitim nakledilecek ve ekilecek bir olgu olacak. Eğer hakikat inşası yazılımların alanına geçerse görecelik azalacak ve mekanize edilmiş tek bir hakikat yeniden üretilecektir. Esnek hakikat döneminde bilgi üretimine ve katılıma getirilen müdahaleler ile beraber, görecelik azalacaktır. Teknolojinin bir eseri olan post-truth bu kriz günlerinde müdahaleye uğramış ve bilgi kirliliği mücadeleye zarar veriyor düşüncesi ile yazılımlar bilgi akışını kontrol etmeye başlamışlardır. Bu bilginin inşası ve açık platform fikrine ters olarak, herkesi değil sadece makbul bilgileri ve görüşleri paylaşanları siber alana davet etmektedir. Ana akım bilgi kontrolü ve yeraltı kültür grupları bir süre çatışma içine gireceklerdir. 

Bunun sonucunda internet öğrencilerin bilgi inşası için mükemmel alan olmaktan çıkıp problemli bir alana dönüşecektir. Egitim teknolojilerini tüm bunların etrafında yeniden düşünmek zorundayız.

Go to TOP