Son Yazılar

Dil Zulüm Mekanizmasının Bir Parçasıdır -Siyahların Ölümü, Dil ve Güç

Sorumluluğu ve failliği ortadan kaldıran dilsel sunum, bakışı çok güçlü bir şekilde başka bir yöne çevirir; bize bakmamız ve bakmamamız gereken yeri söyler.

Sunuş

Meşhur bir söz vardır; av hikayeleri, avcılar tarafından yazıldığı müddetçe avcıları övecektir. Hikâyeyi yazanın tanımlama gücünü elinde bulundurması, söylem (discourse) analizini ortaya çıkarmıştır. Dilin bir düşünme aracı olduğu anlaşılınca özellikle 20. yüzyılda dile eğilim artmıştır. Ama dilin ürettiği temsil dinamiği ve güç ilişkisi çok sonraları ezilenlerin temsili üzerinden bir literatür eleştirisi olarak tezahür etmiştir. Kavramların gelişimi, içinde bir uygarlık misyonunu da barındırır, bu yüzden eleştirilmelidir. Dil temsil eden ile temsil edilenin en yeni mücadele sahalarından biridir ve ezilenler söyleme gizlenmiş güç dinamiğini açığa çıkararak mücadelenin her alanda başarıya ulaşmasının önünü açabilirler. İletişim çağında en büyük fırtına dil alanında koparılır ve dil hem ezenin silahı hem de ezilenin silahı olabilir.

Bu ilgili kısmını çevirdiğimiz yazıda yazar siyahilerin ölümünün resmi raporlarda sunuluş şekli üzerinden dilin nasıl baskı mekanizmasının bir parçasına döndüğünü açıklıyor. Tüm dünya, genç bir kız tarafından çekilen videoda George Floyd’un 9 dakika boyunca tüm ağırlığı ile boynuna baskı yapan polis tarafından öldürülüşünü izledi. Giriş kısmında yazar Birleşik Devletler hafızasında yer edinmiş siyahi ölümlerinin şeklini sunduktan sonra, o ölümlerin raporlanışının örtbas mekanizması olduğunu açığa çıkarmaktadır.


Dünya o zamandan beri infilak etmiş durumda. Floyd’un ölümü dünyadaki gösterilere bir çıra oldu. Dikkat, olayın içindeki dört polise çok kaymış olmasına rağmen, özellikle de onu öldüren polis Chauvin’in olay boyunca sergilediği şövalyevari umursamaz tavırlarına, fakat verilen zararın bu polislerin hareketleri ile sınırlı olduğu düşünülmemelidir. Hatta polisin ıslah edilmesi ile de sınırlandırılmamalıdır. Buyurun Minneapolis adli tıp doktorunun yazdığı ilk ölüm raporu: “Yapılan otopsi, travmatik boğulma ve boğmayı gösterecek herhangi bir fiziki delilin olmadığını göstermiştir. Sayın Floyd, ölüme yol açacak koroner kalp rahatsızlığı ve hipertansif kalp rahatsızlığına sahipti. Sayın Floyd’un ölümü, bu bahsedilen temel hastalıkları, vücudundaki olası sarhoş edici maddenin varlığı ve polis tarafından zapt edilmesi durumlarının bir araya gelmesinin sonucudur.”

Bu şoke edici bir tanımlama ve utanç verici bir laf dolandırmadır.

Floyd’un boğulma sonucu öldüğü kesin. Bu kısım, o kadar göz önündeki adli tıp doktorunun raporu, bürokratik sistemin yozlaşması olarak okunabilir. Ama ‘yozlaşmış’ bir memurun ortaya koyduğu umursamazlığın ölümle sonuçlanmasından daha fazlası var. Floyd’un ölümünü sahip olduğu hastalıkların boynuna atmak; ölümüne sebep olan Chauvin adlı polisin sorumluluğunu kaldıracak bilinçli bir saptırmadır.

Sonunda Floyd’un ailesi, ölümün boğmadan kaynaklandığını teyit eden bağımsız bir adli tıp uzmanı tuttu. Bundan hemen sonra Minnesota’nın adli tıp uzmanı ölümün boğuşmadan kaynaklandığını belirten resmi raporu yayınladı.

Sorumluluğu ve failliği ortadan kaldıran dilsel sunum, bakışı çok güçlü bir şekilde başka bir yöne çevirir; bize bakmamız ve bakmamamız gereken yeri söyler. Mesela Kajieme Powell psikolojik sorunları olan siyahi bir adamdı. 2014’te bir marketten atıştırmalıkları alıp sokağa fırlattığı ve o esnada bir ekmek bıçağı salladığı iddia edildi. Polise defalarca ‘bana ateş edin’ diye bağırdı. Polis 12 el ateş ederek ona iyilikte bulundu.

Polislerin yaptıkları o zamandan sonra kullanıma geçen bir tanımlama ile açıklandı: “polis tarafından intihar” ya da polis yardımıyla intihar. Edilgenliğin ilginç bir konumlanışı oldu. Tetiğe basmaktan mutlu olan polis kendisini, çıldırmış ve kurban olmaya hazır Powell’in iradesinin bir uzantısı yaparak resmi sorumluluğu ortadan kaldırıyor.

Bu kendilerini öldüren siyahi bedenler metaforunun bir özelliğidir. Siyahi Amerikalılar arasında Covid-19 vakalarının yüksekliğine sebep olan hayat koşullarından çok onların biyolojik farklılıklarının suçlanması durumuyla da benzerlik oluşturuyor. Bu bilançoya yol açanın obezite, astım, kötü tercihler ve genetik “eğilim” gibi birkaç durumu aynı anda kendilerinde barındırmaları gösterilmiştir. Ama fakirlik virüsün üreyeceği bir bakteri tabağı oluşturmaktadır: Amerika’da siyahi, fakir ve yaşlı insanlar daha çok ölüyor çünkü hayat koşulları onları dar ve zehirli bölgelerde gettolaştırdı; tıpkı bir böceğin şişeye konulup kapağın üstüne kapatılması gibi.

İki büyük trajedinin birbirine geçtiğini ve yayıldığını gözlemliyoruz: koronavirüs bilançosu ve mahkemeye çıkartılmadan devlet görevlilerinin elinde gerçekleşen ölümlerin bilançosu. Biri diğerine denk gelen çaresizlik ve acıdan oluşan iki sarmallı düzen. Amerikalılar bu anın tutarsızlıklarını halletmek için yalvarıyor. Bu duygusal patlama diğer olayların altında yatan sebeplerle beraber okunmalıdır. Biz sadece polislerin güçlerini kötüye kullanmasına karşı çıkmıyoruz; aynı zamanda bu salgın sürecinde federal hükümetin temel hayat kaynaklarını şaşırtıcı bir şekilde yönetmesine de karşı çıkıyoruz. Gıda bölüşümünün, hükümetin ekonomik paketlerinin, finansal desteklerin ve medikal malzemelerin her fırsatta çok kötü yönetilmesini izledik.

Bizi kolektif bir şekilde boğan, hepimizin boynuna oturtulmuş bu dize karşı çıkmak için çıkardığımız fırtına, Floyd’un ölümünü daha etkili bir sembole dönüştürdü. Çok geniş siyasi bir açıdan okunabiliyor çünkü “nefes alamıyorum’un yankısı bize acı dolu bir utanç, üzerimize gelen politik kısıtlamaları kaldırma çabası ve aynı zamanda salgın süreci ile gelen bir nefes alma iştiyakı da kazandırdı.

Çok kırılgan bir an. Belki gerçek reformun bıçak sırtında oturuyoruz. Ya da belki ölenleri kendi ölümcül sonlarını hazırlayan failler olarak sunmaya devam eden bu dilsel labirentin dışına çıkmak için bir yol bulamayacağız.

Yazının orjinali için tıklayın.


Yayımlanan bu yazı Türkçe’ye Abdullah Çiftçi tarafından sosyokritik.com için çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

Columbia Üniversite’sinde hukuk profesörüdür. ...

Go to TOP