Son Yazılar

Uzaktan Eğitim Miti

Öğrencileri uzaktan eğitimden asgari fayda sağlar hale getirmek için self-regulation (kendini yönetme) açısından eğitmek gerektiği şüphe götürmez. Kendini yönetme becerisi eğitim kelimesi ile eş kabul edilecek kadar önemlidir. Fakat aynı zamanda tüm gücüyle internet dünyası, iş modeli olarak, çoğunluğu eğitim-dışı olan içerikler ile öğrencilerin dikkatini celp etme girişimi olduğu herkesin malumu.

Eğitim teknolojileri alanına odaklanmış doktora çalışmamdan şunu öğrendim: Uzaktan eğitim veya diğer adıyla online eğitim denilen olgunun başarılı olabilmesi için birçok unsurun aynı anda ve doğru işlemesi gerekir. Bu unsurlardan ilki dizayn kısmıdır ve teknoloji temelli eğitim yapısı gereği tasarıma yani forma çok bağlıdır. Bir bahçeyi ya da evin içini dizayn eder gibi eğitimin her adımını tasarlamak ve o adımlarla ilişkili psikolojiyi hesaba katmak gerekir. Dizayn temelli eğitimde merkezi rol bilgiye değil aktarma yöntemine verilir. Görselliğin merkezi bir role sahip olmasının sebebi de uzaktan eğitimin aktarım yöntemine bağlılığından gelir.

İkincisi içeriğin ve içeriği sunum şeklinin ilgi çekici olmasıdır çünkü öğrenci ve eğitim materyalini baş başa bırakan bu modelde öğrencinin ilgisini sürdürmek hayatidir. Öğrencinin ilgisini sürekli tutmak için davranışçı psikolojinin sunduğu tüm açıklamalardan fazlası ile faydalanılır. Mesela ilerledikçe puan toplama, bir oyunda ilerler gibi konunun daha zorlaşarak ilerlemesi ve rekabet etme gibi faktörlerin kullanımı ile motivasyonu artırıcı özelliklerin eğitim faaliyetine eklenmesi örnek gösterilebilir.

Bu aynı zamanda üçüncü unsur olan öğrenci faktörü ile de ilgilidir. Öğrenci aslında uzaktan eğitimin yapılış amacını ve şeklini belirlediği gibi başarısını da belirleyendir. Uzaktan eğitim öğrenci dışındaki tüm makine-dışı unsurları (mesela öğretmeni ya da kurum olarak okulu) aradan çıkarıp öğrenciyi muhatap alır ve bunun başarılı olabilmesi için öğrencinin kendi zamanını verimli kullanmasına, öğrencinin ihtiyaçlarını ve önceliklerini belirleme kapasitesine ihtiyaç duyar. Bu çalışmamın ana bulgularından biri idi. Makine ve dizayn edilmiş eğitim ile baş başa kalan öğrenci eğer kendisini kontrol etme ve yönetme becerisine sahip olmazsa başarılı olamaz. Buna self-regulation deniliyor ve özellikle dikkat eksikliği olan öğrencilerin zorluk yaşadığı bir yeti olarak biliniyor.

Hemen herkesin, internetin dikkat sömürüsüne dayalı iş modeli ile dikkat bozukluğu hastası yapıldığı bu dönemde kendini yönetme, ihtiyaçlar ve görevler arasından öncelikli olanı belirleyip dikkatini ona odaklama, onu bitirmeden bir sonraki işe geçmeme, devamlılık ve sürdürebilirlik halini koruma, baştan çıkarıcı faktörlere ve cazip tekliflere direnme kapasitesine sahip olma daha da zorlaşıyor. Bu problem internet neslinin farklı özelliklerini düşününce daha da derinleşiyor. Mesela Danah Boyd lise çağındaki öğrencilerle yaptığı çalışmasını ‘It’s Complicated’ adlı kitapta şu sonuçlarla sunuyor: Öğrencilerin hepsi multi-tasking (aynı anda birkaç şeyle uğraşma) yapıyor.  Yani mesela hocanın verdiği ödevi internetten araştırırken aynı zamanda eğlenceli bir video izliyor ya da bir ders videosunu izlerken aynı zamanda arkadaşı ile mesajlaşıyor.

Bu sadece gözünü dijital teknoloji dünyasına açmış gençlerin ahvali değil. Teknoloji kullanımı artan her yaştan insanın belirli seviyelerde bu davranışları sergilediği gözlemleniyor. Danah Boyd’un kitabında vardığı sonuç öğrencilerin gerçeğinin bu olduğu ve onlara internet temelli eğitim dizayn ederken bunun gözetilmesi gerektiği idi. Yani bunun kusurdan çok öğrencilerin önceki nesilden farklı bir eğitim ve öğrenme algısı olduğunu iddia ediyordu. Dolayısı ile yüz yüze derste anlatım veya grup çalışması esnasında telefonu ile oynayan öğrenciyi yadırgamamak gerektiğini söylüyordu. Multi-tasking olgusunun vakıa olduğunu düşününce, öğrenci kendi eğitimi üzerinde tam bir tasarrufa sahip hale gelmiştir. Dışarıdan bir kişi mesela anne-baba ya da öğretmen eğitim faaliyeti süresince telefonu ile oynayan öğrenciye kızamıyor. Yani öğrenci tam kontrol ile kendisinin ebeveyni ve üstadı konumuna yükselmiştir.

Öğrencileri uzaktan eğitimden asgari fayda sağlar hale getirmek için self-regulation (kendini yönetme) açısından eğitmek gerektiği şüphe götürmez. Kendini yönetme becerisi eğitim kelimesi ile eş kabul edilecek kadar önemlidir. Fakat aynı zamanda tüm gücüyle internet dünyası, iş modeli olarak, çoğunluğu eğitim-dışı olan içerikler ile öğrencilerin dikkatini celp etme girişimi olduğu herkesin malumu. Dikkat çekici içeriklerin ortasına atılmış bir eğitimsel materyalin arada kaybolması kolaydır. Bir uygulamada eğitim ile ilgili bir iş yaparken, diğer uygulamadan gelen eğitim-dışı bildirime karşı koymak zorlaşıyor. Bunu yeni neslin aynı anda birden fazla iş yapabildiği gerçeği olarak okumak durumu hafife almak olur.

Kendini yönetme ve ihtiyaçlarını belirleme becerisi renkli içerik bombardımanında körelmektedir. Dizayn ediliş şekli ile dikkat sömürüsü olan internet dünyası bir eğitim alanı olamıyor. Eğer kişi dikkatini vereceği şeyi kendini belirleseydi böyle bir problemden bahsedilmezdi fakat bir uygulama üretilirken tüm psikoloji külliyatından yararlanan teknoloji dünyası kişinin failliğine (agency) darbe vuruyor. Büyük veri ile beraber toplumun davranışları daha kolay yönlendirilebiliyor çünkü her renk ve sunum şekline olan tepkiler anında ölçülebiliyor. Teknoloji devlerinin anında veri işleme kapasiteleri ile insanlar eylemlerinin faili olmaktan çok eyleme zorlanmış oluyorlar.

Böylece kendi davranışını yönetme ve düzenleme işi kişiden çok teknoloji araçları sahiplerinin eline kalıyor. Karl Marx işçi sınıfının özgürleşmesi ve sömürüden kurtulması için üretim araçlarının özgürleştirilmesi gerektiğini söyler. Öğrencinin ve teknolojiye bağımlı yeni toplumsal yapıda halkın özgürleşmesi için teknoloji araçlarının özgürleştirilmesi lazım. Eğitimi teknoloji-ekonomi bağımsız düşünmek yanıltıcı olur.

***

Uzaktan eğitim, geleneksel eğitimde yanında olan öğrenciyi uzaklaştırır sonra da ulaşmayı amaçlar fakat içerik bombardımanında öğrenciye ulaşma kısmı her geçen gün daha da emek isteyen bir hal alıyor. Bu fikir sonraları online eğitimden uzaklaşmayı getirip karma metotlu eğitim (blended learning) modelinin sunulmasına yol açmıştır. Fakat bu da beklenen başarıyı sağlayamamıştır çünkü öğrencinin vaktini verimli kullanma becerisi kilit rol oynamaya devam etmektedir.

Bu sorunlara eşlik eden başka bir sorun daha var: Teknik yeterlilik problemi. İnternet sistemi, tüm nüfusun aynı anda erişim ihtiyacı hissetmesi karşısında çöküyor ve talebi karşılayamıyor; özellikle altyapısı zayıf ülkelerde. Dünyada internet bağlantısı olmayan ev tahmin edeceğinizden hayli fazla. Bağlantı sorunu ile beraber bilgisayar olmayan ev sayısı da çok. Bilgisayarın olduğu evlerde birden fazla öğrenci olunca yine talep karşılanamıyor. Teknolojik imkanlara erişim adaletsizliğinin karşılığı olan kavram ‘digital divide’.

Özel derslere olan talep arttı ve toplumun azınlık kısmı imkanları zorlayarak çocuklarına eğitim vermeye devam ederken çoğunluk kısmı kısıtlı imkanlarla kendini yönetme becerisi ile baş başa bırakılmış. Adalet getireceği vaaz edilen ve imkân eşitliğini getirerek bilgiye erişimi demokratikleştireceği söylenen teknoloji bu çatlağı daha da derinleştirdi. Büyük şirketlerin oyuncağı olan hükümetler halkın menfaatinden çok iş dünyasının menfaatini düşünüyor. Liberalizm zaten başarısızlığı ve başarıyı kişinin omuzuna yükledi ve sistemi suçlamayı insanların aklına getirmez oldu.

Uzaktan eğitim efsanesi dolaşıma girdiğinden beri ortalıkta dolaşan bir efsane daha var kendini yönetme becerisi. Önceliklerini belirleyebildiği varsayılan öğrenci başarısızlığın ilk ve tek sorumlusudur. Halbuki eğitim bu beceriyi kazandırma faaliyeti ve sıkıldığı halde öğrenciyi ona fayda sağlayacağı şeyi öğrenmeye ikna etme disiplinidir. Fakat artık öğrencilere sıkılacağı şeylere dayanma gücü öğretilmiyor ya da hayatın eğlenmeden ibaret olmadığı aktarılamıyor. Sosyal medya ile insan ilişkilerinden eğitime, iş ve emekten yemek gibi fiziksel ihtiyaçlara kadar her şey ‘ölümüne eğlence’ olarak algılanıyor.

Eğitimin hizmet ettiği bir amacı olmalı diyen Neil Postman, modern eğitimin bu amaçtan yoksun bırakıldığını söylüyor. Online eğitimde de içerik amacın kendisi olmuştur ve mesela yüksek moral değerli kişiler yetiştirme gibi bir amacı yoktur. Bilgi seline erişim imkânı vererek amacı öğrencinin eline ve insafına bırakmıştır. Bunun bir adı bireyciliktir. Bireyselleştirme kişinin becerilerini gözeterek eğitim faaliyeti yürütmek olmaktan çok iyinin, faydalı olanın göreceleştirmesi olmuştur.

Evinde interneti, internete bağlanacağı cihazı ve ders çalışacağı ortamı olmayan öğrenciler olduğu bir dünyada kendini yönetme becerisi kazandırma ile beraber imkân adaletini de sağlamak gerekir. Postman’ın dediği gibi, eğitimin aynı zamanda hizmet etmesi gereken bir amacının da olması lazım. Bu amaçların en başında toplumsal adaleti sağlamak ve iyiliği yaymak olmalıdır fakat post modern zaman iyiliği ve amacı olan bir eğitimi tedavülden çoktan kaldırdı. Postman, eğitimin ve çocukluğun sonunu işlerken gelen ‘ölümüne eğlence’ çağını da haber verdi.

Go to TOP