Son Yazılar

Kapitalizm Sonrası Bir Vizyona İhtiyacımız Var

Kapitalist gerçeklik aynı zamanda kapitalizme bir alternatif hayal edememe yetersizliği olarak da görünebilir ve henüz bunun üstesinden gelmeye yakın olduğumuzu düşünmüyorum. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, otuz yıllık kapitalist gerçekliğin ardından kapitalizme alternatifler tasavvur etme kapasitemiz dahi körelmiş.

Anti-kapitalist Girişim: Paul Mason geçtiğimiz günlerde Arap devrimi ışığında kapitalist gerçekliğin sona erdiğini iddia etti. Buna katılıyor musunuz?

Mark Fisher: Bunun iddialı olduğunu düşünüyorum. Paul’un neden böyle bir iddiada bulunduğunu anlıyorum. Fakat kapitalist gerçeklik çok güçlüdür. Elbette, olaylar birkaç yıl önceki kapitalist gerçekliğin yüksek ihtişamı sırasında olduğundan çok farklı görünüyor. Devrimler çağının geçmişte kaldığının, bir daha büyük bir değişimin gerçekleşmeyeceğinin, dünyanın her yerinin nihayetinde kapitalist olacağının düşünüldüğü dönemden farklı bir dönemdeyiz.  

Bu tezler- temelde, Francis Fukuyama’nın ‘Tarihin Sonu ve Son İnsan’ kitabının tezleri- kapitalizme karşı olanlar tarafından bile farkında olunmadan, eğer bilinçli bir düzeyde değilse- geniş çapta kabul gördü. Kapitalist tahakkümün kabulü ya da daha doğrusu bu tahakkümden herhangi bir kopuşun düşünülemezliği, kapitalist gerçeklik dediğim şeyi oluşturuyor. Fakat Arap dünyasında olanlarla birlikte, radikal, sistemik değişim umudu yeniden alevlendi. Bu hafta Fransız ve Yunan seçimlerinden kemer sıkma politikalarına karşı olan oyların ortaya çıkardığı atmosfer ideolojik değişimin bir parçası durumunda.

Nihayetinde kemer sıkma politikaları, kapitalist gerçekliğin banka krizlerinden beri üstlendiği sönük ama uzlaşmaz şeklidir. Banka krizlerinden önce, kapitalist gerçeklik post-politik bir durummuş gibi görünmeyi başardı. Asıl olduğu belirli bir ideolojik olaylar grubu değilmiş gibi göstermeyi başardı. Bundan böyle o post-politik maske sürdürülebilir değildir. Fakat kapitalist gerçeklik, fiilen bitmiş olsaydı, o zaman hiçbir şekilde bir kemer sıkma politikası olmazdı; bunun tek sebebi, halkın sadece kapitalizme değil, neoliberal kapitalizme de alternatif olmadığını, kemer sıkma adına dayatılan gidip gelen kesintilerin bitmiş olduğunu kabul etmeye devam etmesidir. Avrupa’da olduğu gibi sadece kemer sıkma politikalarına bir meydan okumanın başlangıcını görüyoruz. Bu meydan okumaların hiçbir şekilde önemsiz olduğu anlamına gelmiyor fakat henüz kapitalist gerçekliğin sonu gelmiş değil. Oysa kapitalist gerçekliğin sürmesinin başka bir yolu var. Kapitalist gerçeklik aynı zamanda kapitalizme bir alternatif hayal edememe yetersizliği olarak da görünebilir ve henüz bunun üstesinden gelmeye yakın olduğumuzu düşünmüyorum. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, otuz yıllık kapitalist gerçekliğin ardından kapitalizme alternatifler tasavvur etme kapasitemiz dahi körelmiş. Neo-liberalizme karşı muhalefet büyüyor fakat bu yeni anti-kapitalist ruh hali henüz güçlü bir kapitalizm sonrası herhangi bir vizyon ortaya koymadı. Anti-kapitalizmdeki belirli eğilimler, aslında kapitalist gerçekliğin tersine dönmesidir. Sermayenin teknolojik moderniteyi kontrol ettiğini kabul ederler ve bir alternatif olarak sadece vazgeçmeyi ve geri çekilmeyi teklif ederler.

Anti-Kapitalist Girişim: Sol, etkisini en üst düzeye çıkarmak için bugün kendini nasıl organize edebilir?   

Mark Fisher: Solun şu anda karşı karşıya kaldığı en önemli sorun bana göre koordinasyon gibi görünüyor. Kapitalizme muhalif olan çok sayıda grup var fakat asıl vazife onları sürdürülebilir muhalefet oluşturmak için bir araya getirmektir. Halihazırda mücadele içinde olanlar- Sendikalar, İşgal Et hareketi, Öğrenci hareketi, çeşitli hükümet kesintilerine karşıt gruplar- arasında daha büyük bağlar kurmalı ve henüz siyasallaşmamış olanlara ulaşmalıyız. Merkeziyetçilik ve âdem-i merkeziyetçilik arasındaki karşıtlığın son zamanlarda soldaki söyleme hâkim olması koordinasyonun Stalinist merkeziyetçilikten farklı olduğu gerçeğinden bizi uzaklaştırdı. Sistemler aynı zamanda koordine edilebilir ve âdem-i merkeziyetçi olabilir. Sonuçta kapitalizm böyle işliyor!

Kilit soru kurumsal hafızadır; hafızası olmayan bir sistem öğrenemez ve aynı hataları tekrar etmeye devam edecektir. Önemli olan, geçmiş dönemler için herhangi bir nostaljiden vazgeçmemizdir. Sol siyaset, ekonomik ve siyasal örgütlenmede yerini kaybeden yapılara bağlı kalmakla zayıfladı.  Terk etmemiz gereken tuhaf bir ‘olağanüstü başarısızlık romantizmi’ var.

Bugünü potansiyelini kavramanın önemli bir bölümü güvencesiz işçilere ulaşmaya çabalamaktır. Örgütlü bir şekilde nasıl politize edilebilecekleri ile ilgili yaratıcı şekilde düşünmemiz gerekiyor.

Anti-Kapitalist Girişim: Klasik Marksizm’in otonomist (özerklik yanlısı) eleştirisinin, modern dünyayı anlamamıza yardımcı olmasıyla herhangi ilgisi olduğunu düşüyor musunuz?  

Mark Fisher: Evet, düşünüyorum. Otoriterliğin ve Stalinist bürokrasinin otonomist eleştirisi unutmamamız gereken bir şey. Herhangi muteber bir sol siyaset artık anti-otoriterlik sorununu çok ciddi bir şekilde ele almalıdır. Aynı zamanda, bununla birlikte mevcut durumun, otonomist fikirlerin ilk olarak 1960’larda ve 1970’lerde ortaya çıktığı bağlamdan çok farklı olduğunu da kabul etmeliyiz. O zamanlar, Komünist Parti ve işçi sendikaları çok güçlüydü; Stalinizm’in baskıcı bir mevcudiyeti vardı.

Bunların hiçbiri bugün realite değil. Otonomizm karşıtı devletçiliğin faydaları ne olursa olsun, devletçilik karşıtlığının artık hegemonik olduğu kabul edilmelidir. Neo-anarşizmin dili ile David Cameron’ın ‘Büyük Toplum’u arasında bir uyum vardır. Fakat bu söylemlerinin özdeş olduğu anlamına gelmez. Ancak devletçilik karşıtlığının bir sorunu- özellikle yerelcilikle birleştiğinde, çoğu zaman olduğu gibi- NHS (Ulusal Sağlık Hizmetleri-.ç.n) gibi kurumların savunmasını çok zorlaştırmasıdır. Asıl otonomistlerin amacı mevcut kurumlardan kurtulmaktı. Oysa bugün amacımızın yeni kurumlar üretmek olduğunu düşünüyorum.    

Anti-Kapitalist Girişim: Günümüzde insanlar ‘zombi kapitalizm’den bahsediyor; insanların ötesini göremediği bir yaşayan ölü. Bu, Owen Hatherley’in, gezegendeki tek modernleştirici güç olarak neo-liberal kapitalizmin tahakkümüne solun ne şekilde meydan okumak zorunda olduğuna dair ‘Militan Modernizm’ argümanıyla uyumlu mu?

Mark Fisher: Evet. Neo-liberalizm artık hortlaktır: Banka krizlerinden sonra büyük ölçekte itibarını yitirdi. Fakat bu zombi şeklinde devam etmesini durdurmadı. Kurumlarımızın çoğunun varsayılan ayarları neo-liberal kalmaya devam ediyor ve yeniden ayarlanana kadar öyle kalacak. Neo-liberaller, neo-liberalizme ‘alternatif’ olmadığını iddia ederek tek modernleştiriciler olduklarını iddia ediyorlardı. Neo-liberalizme direniş, modernleşmeye bir direnişti.

Neo-liberal ideologlar başarılı bir şekilde neo-liberalleşmenin ve modernleşmenin eş anlamlı olduğu fikrini dayattılar ve bu kapitalist gerçekliğin merkezinde yer aldı. Royal Mail (Kraliyet Posta Hizmetleri-ç.n) tartışmaları gibi bir şeyin ana akım medyada haberleştirilme şekline bir bakın: İşçilerin asıl karşıt oldukları özelleştirme iken ‘modernleşmeye’ karşı mücadele ettikleri söyleniyordu hep.

Bununla birlikte/aynı zamanda neo-liberalizmin birçok açıdan moderniteyi tutsak ettiği belirgindir. Bu ‘Militan Modernleşme’nin de iddiası: Neo-liberalizmin yükselişi, ‘postmodern’ kültürel ve politik biçimlere dönüşü getirdi, bilinen yöntemlerin yeniden parlatılması olan samimiyetsiz/şekilsel bir nostaljide tezahür eden bir tarz.  Fredric Jameson’un postmodernizmi, geçmişi tekrar etme ve geçmişe öykünme kültürü, ‘geç kapitalizmin kültürel mantığı’ olarak adlandırması boşuna değildir. Neo-liberalizm, tek modernleştirici güç olduğunu iddia ediyor fakat moderniteyi sunmaya kapasitesinin olmadığı her geçen gün anlaşılıyor. Mevcut kriz, solun moderniteyi kendisi için geri kazanması yönünde çok büyük bir fırsattır.    

Mark Fisher interviewed by AntiCapitalist Initiative , (11 May 2012).


Yayımlanan bu yazı Türkçe’ye Yusuf Fırat tarafından sosyokritik.com için çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

İngiliz yazar, kültür teorisyeni, eleştirmen (1968-2017) ...

Go to TOP