Son Yazılar

Bir Garip Korona Yazısı

Sağlığımızdan endişe ediyor, psikolojimizin bozulmaması için sürekli olumlamalar yapıyoruz. Akıl sağlığımızın bozulmaması ve bu durumdan en az zararla çıkmak adına çabalıyor ya da çabaladığımızı zannediyoruz.

Covid testi pozitif olan biri olarak yazıyorum.

*Mesafenizi koruyun.
*Maskenizi kesinlikle çıkarmayın.
*Arkadaşınızın yanında dahi maskenizi çıkarıp çay içmeyin.
*İnsanları gereksiz ithamlarla yargılamayın.
*Yargılamak sizin haddinize değil.
*Ne kadar önem verirseniz verin eninde sonunda bu hastalığa yakalanacağınızı düşünerek hayatınıza devam edin.

*Ya da şimdiye kadar yakalanmadıysanız yakalanmama durumunuz da var, o yüzden kendinizi sakınmaya devam edin.

*Maskenizi çıkarmayın.
*Toplu buluşmalar yapmayın. Herkes herkesle buluşuyor diye düşünürken korona bizi buldu neticede. Siz öyle düşünmeyin.

*Maskenizi çıkarmayın.

Biliyorum aynı cümleyi üç kere yazdım. Yazım ya da anlatım hatası yapmıyorum. Maske önemli!

Yeni Covid-19 olmuş biri olarak bu hastalığın bizde, bizim toplumumuzda çok şeyi değiştireceğini düşünüyorum. Neden mi?

Başlangıçta tüm dünyada hastalığın bu kadar ilerleyeceği tahmin edildi mi bilinmez ama bu pandemi sürecinde insanlığımızdan, sağlığımızdan, psikolojimizden çok şeylerin gittiği aşikâr. Bazen çok romantik bir şekilde olaylara yaklaşıp “çok vefalı toplumuz, Türk toplumu diğer toplumlar gibi değil” cümlelerindeki anlamlarla özdeş cümleler kursak da işin, aslında öyle romantik olmadığını da günler geçtikçe görüyoruz.

Covid-19’un küresel salgın ilan edildiği 11 Mart 2020 gününden itibaren günümüze kadar geçen 8 aylık zaman diliminde hayatın her alanında değişimler yaşandı. Ekonomik, politik, sosyo-kültürel ve psikolojik olarak geri dönüşü olmayan geniş çaplı bir değişim yaşanıyor bence. Gerek politik gerek ekonomik değişimler toplumların yaşamlarını ve psikolojilerini öncelikli etkileyen faktörlerden. Ve bu mevcut durum ilerledikçe ekonomik ve sosyal kriz de büyüyecek. İlk etapta sadece sağlık krizi gibi görünen bu durum zaman ilerledikçe farklı boyutlarda kendini gösterdi. İnsanlığın bir kısmı hastalığı ya da hastalarını düşünürken büyük bir kısmı ise geçimlerini düşünür oldu. Çünkü bu salgın hali, sadece sağlık alanında sağlık sistemlerini tehdit edip onları etkilemedi. Toplumsal yaşamı oluşturan bütün düzenlerin temelinde deprem etkisi yaparak sarstı ve sarsmaya devam ediyor. Fay hattının her sarsıntıda kırılması gibi günler haftalar geçtikçe toplumsal düzenlerde – yaşayışlarda da önemli kırılmalar yaşanmaya başladı.  Bu durumun neticesinde: Virüs sadece sağlık sistemini değil tüm düzenleri ve sistemleri etkiledi, etkilemeye devam ediyor. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve yeni normale alışılması gerekiyor.

İnsanlığın bilinen geçmişine bakıldığında salgın hastalıkların, toplumların yaşamında ve gelişiminde önemli etken olduğu görülür. Salgın hastalıklar, insanlık tarihini derinden etkileyip siyasi ve sosyal hayata yön veren etkenlerden. Tek başına gücü olan ve toplulukların hayatının değişimine sebep olan bu durum da en zararlı ya da daha doğru bir ifadeyle en talihsiz olan, “birey”dir. Hem psikolojik hem ekonomik kaygılar bireyin yaşamında değişikliğe sebep olur ki olmaya başladı bile.

Bireylerin yaşamlarındaki kaygı ve endişe durumları da toplumların değişmesine, insanların daha hırçın olmasına belki de daha tedirgin ve korkak olmasına sebebiyet vermekte. Belki de insanlardaki bu ruh hali, empati yeteneklerinin gelişmesine katkıda bulunarak dayanışma biçimine dönüşecek. Belki de tüm bu süreçte insanlığımızdan çıkacağız. Yine bir diğer durum da kişilerin izolasyon süreçlerinde bilinç ve niyetlerinin değişimi olacak. Ve bunun tam tersi de yine diğer insanlar tarafından izolasyondaki bireye karşı takınılan tutum olarak karşımıza çıkacaktır. Bireydeki kaygı düzeyi ve benmerkezcilik hastalığa yakalananlara karşı tutumu da etkileyecektir.

Akran zorbalığı yaşayan çocuk misali, zorbalıklara maruz kalacak; özel hayat sınırları aşılacak, herkesin hayatı herkesi ilgilendirecek ve müdahaleler başlayacak. İnsanların kaygı düzeyleri karşı tarafı rencide ederken yine o kaygı düzeyi salgına karşı daha temkinli ve güvenli olmasını sağlayacak. Daha fazla önlem almaya çalışacak ve bu önlem alma adı altında takıntılı davranışlar geliştirecek. Normalde yapılmaması gereken bir davranış bu süreçte doğru gibi gelecek ve hayatlar hayatımız olacak. Kafalar karışık, ruhlar karışık, hayatlar karışık yani.

Benzerlerinden daha etkili ve öldürücü olan bu virüs, bireylerde sorgulamalara sebep olmaya başladı bile. Kişi şimdiye kadar dünyanın yaşam akışına kendini kaptırıp düşünmediği konuları, tam da bu süreçte- kendiyle baş başa kaldığı bu günlerde- elinde olmadan sorgulamaya yargılamaya başladı. Ekonomik durumundan tutun da sosyal medyada başkasının yaşadığı hayatla kendi hayatını mukayese edecek kadar sorgusunda ileri gitti. Bazen bu sorgulamalar insanlardan izole bir yaşam sürmeyi göze alacak kadar ileri gitmekte. Tüm bunlar sonucunda psikolojilerin aldığı zararı hafife almak yanlış olacaktır. Bence tüm bu süreçte psikolojimizi en çok zorlayan durum kişisel alan değişikliği oldu. Zira Akdeniz insanının sıcakkanlılığına sahip bir kültürümüz var bizim. Sıcak ve kişisel alanı dar olan bir toplumuz. Hal böyleyken insanlara mesafe koymak ve onlardan uzakta yaşamak başlangıçta kendimize geri dönüş, kafamızı dinleme, dinginleşme, sadeleşme gibi olumlamaları çokça dillendirmemizi sağladı. Ancak zamanla alışık olmadığımız sevdiklerimizden uzakta olma durumu, dostlarımızla görüşememe durumu zaman içerisinde psikolojilerimizi etkilemeye başladı. Çünkü biz duygularımızı dokunarak ifade etmeyi seven bir toplumuz. Seviniriz sarılırız; üzülürüz sarılırız; ağlarız sarılırız; doğum yaparız sarılırız; ölürüz sarılırız; kazanırız sarılırız. Ve aslında önemini bu günlerde daha iyi kavradığımız bu eylemin değişecek olması durumu bilinçaltımızda mutlaka etkileyecektir bizleri.  Sağlığımızdan endişe ediyor, psikolojimizin bozulmaması için sürekli olumlamalar yapıyoruz. Akıl sağlığımızın bozulmaması ve bu durumdan en az zararla çıkmak adına çabalıyor ya da çabaladığımızı zannediyoruz.


Taze covidli biri olarak şu yaşanılan süreçte kalbim kırık sadece. Arayanların yargılamasından, aramayanların vefasızlığından kalbim kırık. İnsanların hadsizce ve acımasızca yorumlar yapmasından kalbim kırık. Karşı komşumun telefonda Covid olduğumu duyar duymaz telefonu kapatmaya çalışmasından ve ekmeksiz kaldığımız bir gün ekmek alır mısın? dediğimizde alamam demesinden kalbim kırık. Bazı insanlar telefondan kovidin bulaştığını felan zannediyorlar herhalde.  Kendileri sanki hiç başkaları ile oturmamış, ev görmesi yapmamış, pikniklere gitmemiş, selfiler çekinmemiş, yemekler yememiş gibi davranarak haddi olmadan küstahça, senin başına gelen hastalık için seni yargılıyor olmasından dolayı kalbim kırık. Ve tüm bu süreçte yukarıda dile getirdiklerimi yaşamış ve düşünen biri olarak toplumsal yaşantımızın tamamen değişeceğini düşünmekteyim. Evet bazı komplo teorilerine göre “kalan sağlar bizimdir” anlayışı sergileniyor ya. Aynı o hesap işte. Bu değişimler toplumsal yaşantıda aynen kalan sağlar bizimdir, dedirtecek. Sancılı bir süreç elbette bu süreç. Maddi manevi sıkıntıların had safhada olduğu bir dönem. Ve bu dönemde yazılan çizilen komplo teorilerine kulak asmadan ruh sağlığımızı korumak en önemlisi. Zira ruhu bozuk bir toplum zaten bozulacaktır, kovid bitse bile…

Otuz dokuz yıldır insan, Sekiz yıldır anne, Yirmi yıldır bir fiil öğretmen, Ölene kadar hayatın öğrencisi... ...

Go to TOP